1- Geçende fırından ekmek aldım. Fırıncının alışveriş akabinde dediği "Teşekkür ederim" sözüne cevab veremedim. Hayır, alışveriş sonunda teşekkür edilmez ki. Sonuçta aldığım ekmeğin karşılığında veriyorum parayı. Zahmet olmazsa " [Allah] Bereket versin" de, hatta istersen birşey deme. Ben ne diyim ki sana? "Birşey değil" de olmaz.
2- Kapı çalındığı zaman sorulan "Kim o?" sorusuna artık "Been" şeklinde cevap verilmesin, lütfen. En doğrusu TC Vatandaşlık No gibisinden yünik bir cevap verilmesidir. Hadi bu pratikte zor olabilir. "Ali" de, "Kezbansu" de, ama sakın olası "Been" deme. İsrafa kaçıyor biraz sanki.
3- Tek elimizi yıkadıktan sonra farzedelim ki yüzümüzü yıkayacağımız tuttu. Diğer elimizi ıslatsak da yıkadığımız el kadar serin olmuyor, yüzümüzün bir tarafı serinliği hissediyor, diğer tarafı yoksun kalıyor ya; yüzümüzü üzmeyelim. Hemen kurumsu elimizi biraz daha yıkayıp serinliği diğer tarafa da hissettirelim.
4- Bu dialog İETT otobüsünde giderken 7-8 yaşlarında bir çocuk ve annesi arasında geçti:
Çocuk: Bana da akbil alcan mı?
Annesi: Alcam oğlum.
Çocuk: Yalnız öğrenci akbili olmasın, normal akbil istiyom.
Annesi: ?#!.
5- Beşiktaş maçında hakem su molası verdiği zaman kameramanların Yıldırım Demirören ve arkadaşlarının toplu halde su içmeye başlamasını görüntülemesi bende bir an için tebessüme neden oldu.
6- Birisindeki küçük gördüğün yada dalga geçtiğin (içinden de olsa) özelliğin kısa bir zaman dilimi içinde kendimde görülmesini yoğun uğraşlarıma rağmen tesadüfe bağlayamadım. Hiç aksamadı. "Gülme komşuna gelir başına" bir atasözüne göre fazla gerçekçidir.
7- Son günlerde en hoşuma giden bir olay olduysa o da sabah soğuktan titrediğim an aldığım sıcak duştur. Hem de baya bir sıcaktı. Uzun süre o su içinde durup durdum. Hücrelerim yenilendi adeta.
8- Camilerde (genellemiyorum ama çoğunluyorum) yatsının farzını diğer tüm namazlarda olduğu gibi aheste aheste kıldıran imamların teraviye gelince jetleşmelerini doğru bulmuyorum.
9- Nerede siyah saçı olup da dışını sarıya boyatan bir dişi var, orada bir özgüven eksikliği var.
10- Devlet kurumlarında (özellikle ilkokul, ortaokul gibi yerlerde) hele de ortam ahşapsa bir koku oluyor orada, mazotumsu bir koku. Bu kokunun neden kaynaklandığını bilen, duyan varsa bir zahmet bizi aydınlatıversin.
2- Kapı çalındığı zaman sorulan "Kim o?" sorusuna artık "Been" şeklinde cevap verilmesin, lütfen. En doğrusu TC Vatandaşlık No gibisinden yünik bir cevap verilmesidir. Hadi bu pratikte zor olabilir. "Ali" de, "Kezbansu" de, ama sakın olası "Been" deme. İsrafa kaçıyor biraz sanki.
3- Tek elimizi yıkadıktan sonra farzedelim ki yüzümüzü yıkayacağımız tuttu. Diğer elimizi ıslatsak da yıkadığımız el kadar serin olmuyor, yüzümüzün bir tarafı serinliği hissediyor, diğer tarafı yoksun kalıyor ya; yüzümüzü üzmeyelim. Hemen kurumsu elimizi biraz daha yıkayıp serinliği diğer tarafa da hissettirelim.
4- Bu dialog İETT otobüsünde giderken 7-8 yaşlarında bir çocuk ve annesi arasında geçti:
Çocuk: Bana da akbil alcan mı?
Annesi: Alcam oğlum.
Çocuk: Yalnız öğrenci akbili olmasın, normal akbil istiyom.
Annesi: ?#!.
5- Beşiktaş maçında hakem su molası verdiği zaman kameramanların Yıldırım Demirören ve arkadaşlarının toplu halde su içmeye başlamasını görüntülemesi bende bir an için tebessüme neden oldu.
6- Birisindeki küçük gördüğün yada dalga geçtiğin (içinden de olsa) özelliğin kısa bir zaman dilimi içinde kendimde görülmesini yoğun uğraşlarıma rağmen tesadüfe bağlayamadım. Hiç aksamadı. "Gülme komşuna gelir başına" bir atasözüne göre fazla gerçekçidir.
7- Son günlerde en hoşuma giden bir olay olduysa o da sabah soğuktan titrediğim an aldığım sıcak duştur. Hem de baya bir sıcaktı. Uzun süre o su içinde durup durdum. Hücrelerim yenilendi adeta.
8- Camilerde (genellemiyorum ama çoğunluyorum) yatsının farzını diğer tüm namazlarda olduğu gibi aheste aheste kıldıran imamların teraviye gelince jetleşmelerini doğru bulmuyorum.
9- Nerede siyah saçı olup da dışını sarıya boyatan bir dişi var, orada bir özgüven eksikliği var.
10- Devlet kurumlarında (özellikle ilkokul, ortaokul gibi yerlerde) hele de ortam ahşapsa bir koku oluyor orada, mazotumsu bir koku. Bu kokunun neden kaynaklandığını bilen, duyan varsa bir zahmet bizi aydınlatıversin.
1 yorum:
Geçende fırından ekmek aldım. Fırıncının alışveriş akabinde dediği "Teşekkür ederim" sözüne cevab veremedim. Hayır, alışveriş sonunda teşekkür edilmez ki. Sonuçta aldığım ekmeğin karşılığında veriyorum parayı. Zahmet olmazsa " [Allah] Bereket versin" de, hatta istersen birşey deme. Ben ne diyim ki sana? "Birşey değil" de olmaz.
"ben teşekkür ederim" in tam yeri. Kibar fırıncıymış.
Yorum Gönder