Okurlara Duyuru!
Doğa Doğdu
Aile ilişkilerini görsel olarak daha iyi anlamanız için bir adet soyağacı da çizdim. Burada koyu renkle gösterilenler doğumgününde yerini alanlar.PS: Doğa, bende kalmasına izin verdiğin balonu hala saklıyorum, ilerde "Bir zamanlar böyle böyle olmuştu" gibisinden enstantene yaparım.
Web Yasakları ve Özgürlükler
Cuma günüden itibaren Blogspot'a, nam-ı diğer Blooger'a girmeye çalışan internet kullanıcıları "T.C. Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi 20.10.2008 tarih ve 2008/2761 sayılı kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir." ifadesiyle karşı karşıya kalıyor. Üstelik Türkiye mahkemeleri bu yasağı ilk defa şimdi uygulamıyor. Önceleri Wordpress, Blogspot ve özellikle Youtube gibi sitelerine erişimi de yasaklamıştı ve toplumun çeşitli kesimlerinden bolca tepki toplamıştı.Bu Siteler Neden Yasaklanıyor?
Bu tip siteler Web 2.0 kapsamına girer, yani tüm içeriği üye kullanıcıları tarafından yaratılır. Örneğin Blogspot sitesi üyelerine blog oluşturma, yani kullanıcılarına internet ortamında çeşitli yazılarını yayımlama imkanı sağlıyor. Böylece herkes fikirlerini özgürce ifade edebiliyordu. Ancak haliyle bu ortam yasalara aykırı fikirleri de (Örnek: Atatürk'e hakaret, ücretsiz Lig TV imkanı) ortaya sunma imkanı verdi. Tek tük de olsa bu tipten yazılar yüzünden mahkeme kararıyla sözkonusu sitelere erişim Türkiye çapındaki internet servis sağlayıcıları tarafından engellendi. Bu da blog yazarlarını kurulu düzenlerini bozup alternatif arayışlara yönelmelerine sebep oldu.
Yasakların Sonu Gelecek mi?
Son günlerde sayıları giderek artan bu yasaklanma olayları trajikomik bir hale büründü. Ben bunu trafik kazaları gerçekleşiyor diye ülke çapında karayolu trafiğini kökten kapatmayla aynı kefeye koyuyorum. Sanıyorum ki bu kararı veren kişiler bu yasakların gelecekte ne gibi tahribatlara yol açabilecekleri hakkında düşünmüyorlar. Toplumun kanayan yarası haline gelen bu sorunun ancak yasaların gereğine uygun düzenlenmesiyle aşılacağı kanaatindeyim. Umarım en kısa zamanda bu hatadan dönülür ve özgürlükçü günlere merhaba denilmeye başlanılır.
Enstantene Paketi 5

1- Bilim evrenin nasıl yaratıldığını çözebilecek kadar ilerlemesine rağmen (bkz: Cern) cebe düzgün konan kulaklık kablosunun nasıl olabilecek en karışık şekilde çıktığını açıklayamıyor ya, işte bu beni çok güldürüyor. (Yok gerçekte gülmüyom, lafın gelişi)
2- Buradan kuşuçusu bile 11 bin kilometre uzak olan Panama'dan biriyle çetleşirken yazdığım yazının gönder'e (ayırayım da bayrak gönderiyle karışmasın) bastıktan saniye geçmeden karşıdakinin ekranında belirmesi beni acayip ürküttü. Arada milyon tane dağ, tepe, okyanus geçiyor ve ekranda beliriyor. Işık hızı, fiberobtik filan dediler; yine de hala geçmedi ürküntüm.

3- Aynı Panamalı bana mealen "Türkiye'de müzik icra ediliyor mu?", "Türkiye'de insanlar burka giymek zorunda mı?", "Türkiye'de insanlar ailesinin belirlediği insanla evlenmek zorunda mı?" gibisinden sorular yöneltti. Ben de "Hayır, Türkiye şöyle liberal, şöyle demokratiktir" diye cevaplarken, sevdiği bir parçanın klibinin youtube linkini atıp bir gözatmamı söyledi. Ben de Eskişehir, Ankara sulh mahkemeleri konusuna girmeden hemen MSN'i kapatıp kaçtım.
4- Bu hayatta en çok zorlandığım bir şey varsa o da bana yöneltilen bayram, kandil mesajlarına karşılık vermektir. "Bayramınız mübarek olsun." ifadesine en uygun karşılık "Sizin de bayramınız mübarek olsun"dur. Sanki "Sizin de" deyince birden fazla bayram varmış havası verilmiş oluyor (Örnek: "Bizim kalemlerimiz sarı. Sizin de."). Diğer bir alternatif olan "Size de mübarek olsun" ise teorikte doğru olmasına rağmen pratikte uygulanabilir değil sanki. Ey dostlarım, ey TDK, lütfen bu muammaya çözüm getirin de şu kardeşinizi kurtarın.
5- Bence hayvanlar konuşabilirler, konuşuyorlar da. "Hayvanlar konuşamaz" tezinin nedeni onların konuşmalarını anlayamamızdır. Eminim insanları gözleyen hayvanlar da bizim konuşamadığımızı, ancak belli frekanslarda anlamsız sesler çıkardığımızı düşünüyorlar.
Interrail ile Avrupa Gezisi
Interrail'in ismini duymuşluğum vardı ancak onunla yapılabilecekleri bilmeden önce ilgim pek yoktu. Peki ne yapılabilir Interrail Pass ile?
Interrail Pass belirli bir süre için Avrupa'nın 30 ülkesinde geçerli şehirlerarası tren yollarını sınırsız kullanım hakkı sunan bir bilet çeşitidir. Önceden süresini belirlediğimiz bu biletle o süre dahilinde istediğimiz tarihlerde istediğimiz kadar tren yolcuğu yapabiliriz. Üstelik 25 yaşını geçmemiş olanlar için düşük ücretli bir tarife de mevcuttur. Bu da gençlerin ekonomik yoldan Avrupa'yı gezmelerine fırsat sağlar. Unutmamalıyız ki Interrail sadece tren yolculuğu biletidir. Bu fonksiyondan başka tüm harcamaları (konaklama, gıda) ekstra öderiz.Özetle Interrail sırtında çanta, macera düşkünü ve yeni yerler ve insanlar tanımayı seven gençler için biçilmiş kaftandır.
Interrail İle Gezilebilen Ülkeler:
Almanya, Avusturya, Belçika, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hırvatistan, Hollanda, İngiltere, İrlanda Cumhuriyeti, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, Karadağ, Lüksemburg, Macaristan, Makedonya Cumhuriyeti, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, Türkiye,Yunanistan
| Genç, 2.sınıf | Yetişkin, 2.sınıf | 1. Sınıf | |
| 22 günlük devamlı | €309 | €469 | €629 |
| 1 aylık devamlı | €399 | €599 | €809 |
| 10 gün içinde herhangi 5 gün | €159 | €249 | €329 |
| 22 gün içinde herhangi 10 gün | €239 | €359 | €489 |
Bu tabloda belirtilen genç kategorisi 25yaş ve altındakileri kapsar. İkinci sınıf ise o kadar da kötü değil, Türkiye'deki Mavi Tren ayarındadır. Biletler internetten (www.interrailnet.com), TCDD gişelerinden veya bazı seyahat acentalarından alınabilir. Seyahatin başlama süresini kullanıcı belirler.
Pasaport ve Vize İşlemleri:
Sonuçta bu bir yurtdışı gezisi olduğundan bir pasaporta ve gideceğimiz her ülke için ayrı vize çıkartmaya ihtiyacımız olacak. Ancak Schengen vizesi adı verilen vizeyi almamız Avrupa'nın en gezilesi 14 ülkesi olan Almanya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İspanya, İtalya, İsveç, Hollanda, Lüksemburg, Norveç, Portekiz ve Yunanistan'da vize ihtiyacımızı karşılıyor. Zaten bileti aldığımız takdirde vizeyi alamamamız için bir neden kalmıyor.
Bazı Bilgiler:
Yolculuklarımızı plan dahilinde yapıp önceden rezervasyon yapmamız özellikle yoğun olan hatlarda istediğimiz zamanlarda yer bulmamızı yani ayakta kalmamamızı sağlayabilir. Bir de Interrail sadece devlete bağlı demiryollarında kullanılır. Intercity, Eurostar gibi özel trenyollarını kullandığımız takdirde ekstra ücret ödemek zorunda kalırız.
Ne Kunduralarmış Be...
Kundura No 1Geçenlerde Carrefour'dan bir ayakkabı aldım (bkz: resim1). Alışveriş felsefem gereği kalitesine bakmadan en ucuzlarından (25 lira) bir tane kaptım. Bir iki denedim sorun yoktu ancak çok geçmeden, daha okula gelmeden serçe parmaklarıma vurmaya başladı. Dedim açılır, bir iki gün daha giydim. Ama nafile. Onun bu haline bile katlanmışken; geçen hafta düzenlediğim sağanak yağmurlu, selli, ikinci YEDPA seferi ayakkabıyı göle çevirmeye yetti. Kaloriferler filan da daha çalışmaya başlamadığından dolayı kuruması için ona ancak oda şartlarını (1 atm, 25 C) sağlayabildim. Haliyle şu an itibariyle hala ıslak ve odaya küfümsü bir su kokusu yaymakta.
Kundura No 2

No 1'in servis dışı kalmasıyla alternatif ayakkabıma yöneldim. Bunun ise önleri açık ve doğrudan su almaya müsaitti. Bugünkü yoldaki su birikintileri yüzünden olağanüstü kriz hali ilan ettim ve kaliteli bir ayakkabı almaya karar verdim. Carrefour'dan ağzı yanan birisi olarak Boyner'e yöneldim. Uzun arayışlar sonunda bir reyondaki güzele (bkz: resim 2) gönlümü kaptırdım. Hemen bunun 45 numarasını sordum, denedim ve aldım. Tam 180 lira. Bu ömr-ü hayatımda satın aldığım en pahalı ayakkabının fiyatının 3 katı idi. Kasiyer "Tek mi geçeyim, taksit mi?" dedi. "Tek." dedim. Zira kalbime saplanan oku 12 taksit yerine bir kerede çekip beni bu ızdıraptan kurtarmasını istedim. Elime poşetli ayakkabıyı, faturayı filan tutuşturduğu zaman tarifi zor duygular yaşadım. Atmosferden çıkınca kulaklar hafif bir çınlamadan başka bir şey duymaz ya hani, yada soğukumsu bir denize dalınca denizin derinliklerinin sesi gelir ya kulağına, öyle bir şey işte. Hemen giyemedim, zira törensiz bir ilk giyişi yakıştıramadım onlara. Mutluyuz...
Demiştim!
Sevgili Günlük
Yaşantım
Uzun süre yazmadığımdan yazılacak çok şeyim var. Özetleyecek olursam hayatımda temel değişikliklere gittim. Özgüvenim yerine geldi. Sanki Google'ın başına geçirseler orayı yönetirim gibi bir şey. Dersleri sallayan, geleceği düşünmeyen biri değilim artık. Bir istatistik diyor ki, son hafta 15 dersten 15'ine de katılmışım. Ya biri sağanak yağmur altında olmak üzere bir Rusça kitabı uğruna 5 kilometrelik YEDPA yolunu aşmama ne demeli? Geçen dönem sınavların tarihlerini son bir gününe kadar bilmezken şimdi ödevlerin filan tarihlerini tutmak için resmen ajanda tutuyorum. O kadar ki ASP filan öğrenmeye başladım. Laf aramızda güzel ve özel bir projeye başlamak üzereyim. Microsoft filan fikri kapmasın diye şu an için yayınlamıyorum:)
İnternetçilik
Bu projenin yanısıra web hayatına merhaba diyen iddialı bir sitede yazarlığa başladım. Her halde kendime gelen bu özgüvenden ve ilhamlardan dolayı aklıma sürekli olası web sitesi fikirleri geliyor. Bunlara da vakit buldukça başlayacam inşeallah. Bir de özel ders sitesi yapmayı düşünüyorum. Eğer gazım geçmeden bu dediklerimin hepsini tamamlayabilirsem, "boşuna okumamışım bu mektebi" diyebileceğim kendi kendime.
10 Ekim
Uzun süredir üniversite kitapçısında bulamadığım Rusça kitabını 3 gün önce Kitap Yurdu'nda bulup sipariş vermiştim. Artık güvenliklerin yurda kargoları almamaları nedeniyle kargom geri dönmüş. Gittim Yedpa'ya, UPS'i bulana kadar çok çektim. Bulduğumda kargo aracının henüz gelmediğini iki saat beklersem alabileceğimi söylediler. Ben de yarın gelmeyi tercih ettim. İşin kötüsü, bugün üniversite kitapçısına o kitabın geldiğini gördüm. Hem daha ucuza, hem de kargo ücretsiz, hem de kargo sıkıntısız... Bu arada Decision dersinin (fotokopisi olsa da) kitabını da aldım.
TOEFL Belli Oldu
Listening:..........18/30
Speaking:..........20/30
Writing:............20/30
+___________________
.......................86/120
Bir sınavı daha atlattık. Beklediğimden iyi (özellikle speaking açısından) geldi. Bu sonuç verdiğim astronomik paranın acısını az da olsa hafifletti. İnşallah boşa gitmez de bir yerde işime yarar. Hayırlısı...
Sorulara Cevaplar
- mp3 wav olunca boyut artıyor mu? 8-10 kat artıyor
- muro gerçek ismi? mustafa üstündağ
- external hard disk oyun oynanır mı? evet
- facebook tower bloxx nasıl oynanır? bloğu düşürmek için oyun ekranının herhangi bir yerine tıklayın, yada space'e yada aşağı ok'a basın.bloklar birbiri üzerine oturmalı. 3 kaçırma hakkınız var. ne kadar iyi inşa ederseniz o kadar çok insan binaya girer. hedef elimizden geldiğince bolca kat çıkmak.
- msn kişi kartıma ismail yk nın fotoğrafını koy? google'a "ismail yk" yazıp görsellerde arat. boyutu abartı olmayan birini bilgisayarına indir. msn resmine tıkladığında çıkan ekranda "change your display picture"a tıklayıp bu fotoyu upload et. kişi kartında otomatik değişir.
- 0.903 mount blade gerçek fiyatı? o versiyonu şu an satılmıyor, son versiyonu $29.99
- 1 gunde kaç kcal ihtiyacımız var? cinsiyete, bünyeye, yapılan işe göre değişir, ama ortalama 3000 kcal'e yakın bir enerji gerekir
- 1 mayıs resmen tanındı mı? ilk kez 2008'de AKP hükümeti tarafından tanındı. "emek ve dayanışma günü" adı altında.
- 10 mayıs deccal şüphesi nasıl oldu? efendim, 10 mayıs'ta 6 666 666 666'ncı insan dünyaya geliyor. zamanın bazı medyası 666'nın şeytanın sayısı olduğunu varsayarak, Deccal'in geleceğini çıkarsayabilmiş.
- 11 mayis ales nasil geçti? iyi hamdolsun
- 150 saatlik yaz staj günde kaç saat? mesai saatinin günde 8 saat olduğunu göze alırsak 19 iş günü neredeyse. 4 hafta (20 gün) yap garanti olsun.
- 19 mart çekilişi çeyrek bilet mi öğrenmek istiyorum? bilet numaranı yazsaydın daha iyi bir cevap verebilirdim.
- 2008 avrasya maraton numara verleri? Avcılar Meydanı,Beyazıt Meydanı, Bakırköy Meydanı, Bağcılar Meydanı, Şirinevler Meydanı - (Metro), Üsküdar Meydanı, Taksim Meydanı, Eminönü Meydanı, Mecidiyeköy Meydanı, Maltepe Meydanı, Pendik Meydanı, Sultanahmet Meydanı, Gaziosmanpaşa Meydanı, Kartal Meydanı, Üsküdar İskele, Kadıköy Meydanı, Kadıköy İskele, Eminönü İskele, Eyüpsultan Camii Önü - Feshane - Şişli Camii Önü (Dönüşümlü)
- 2008 ramazan bayramında otobüsler paralı olacakmı? geç bir cevap oldu biraz ama evet
- 2008 öss kazandığımızı nasıl anlıyacaz?
http://sonuc.osym.gov.tr/Sorgu.aspx?SonucID=796 adresinde sorgulatarak anlayabilirsin
- 42.195 m okunuşu nasıl? kırkikibinyüzdoksanbeş
- 4440900 neresi? finansbank telefon bankacılığı
- 700 mp cd kaç sarkı alır? ortalama bir şarkının 5 mb olduğunu varsayarsak 140 şarkı
- ales'e hazırlanma nasıl olmalı? planlı programlı çalışarak, geçmiş sınavları çözerek.
- altı haziran 2008 sekizde sayısal loto sonucu sayısal loto sonucu? 5, 6, 10, 15, 29, 41
- aras kargonun kozyatağı şubesi nerededir? Bayar Cad. Sıtmapınarı Sok. Evgin Apt. No:11/a
- bandırma yenikapı arası kaç para? tam 30, öğrenci 25 tl
- beşiktaş sarıyer sahil şeridi kaç kilometredir? 17
- bostancı sahile nerden gidilir? 19D'nin son durağnda in
Köye Dönüş Operasyonu
Çok neşeli hareketlerle, zıplaya zıplaya ocağın başındaki kadınlara yanaşıyor. Aniden bağdaş kuruyor. "Dezee nassıııın!" diye bağırıyor. Neden bağırıyor? Teyzenin kulakları az işittiği için mi? Değil, amaç abartılı davranarak komik olmak. Bin yıllık mesele işte. Palyaçonun düşerken iki ayağının da havaya kalkmasıyla aynı durum. "Nörüyonuzzz, gözleme mi yapıyonuuuzz!" Sanki soru sormuyor, derdi muhabbet etmek değil. "Gözleme değil, bazlama bu" diyor teyze, elindeki küçük yaka mikrofonuyla sağa sola saldıran bu adamdan daha yakın İstanbul şivesine. Köylülere saldıran bu adamsa sanki öğrendiği başka bir lisanın pratiğini yaparmış gibi konuşuyor. Ağzına oturmuyor şive, dişlerine takır tukur çarpıyor kelimeler. O bir "köylü avcısı". Köy köy dolaşıp köylülerin yanına yanaşıyor, yaşlı kadınlara, "dezeee"; adamlara "dayııı" diye bağırıyor. Bütün cümlelerinde bir "Allah canını almasın" tonlaması var, gelinleri kayınvalidelerinin yanında köşeye sıkıştırıyor. Köye gelen bir sirk gibi algılandığından ne derse desin hoşgörüyle karşılanıyor. Elinde koca bir tahta kaşıkla tüm köyü karıştırıyor. Köy seyirlik oyunlarının en ele avuca sığmaz, en hınzır oyuncusu o. Şehir hayatından yorulmuş bizleri gülümsetiyor. Gülümserken yakalıyorum kendimi. "Allah canıgı almasın emi" diyerek yumruğunu teyzenin kafasına kaktığında gülümsemem donuyor. "Yuh artık" diyorum. Teyzenin kafası esneyip geri geliyor. Teyze gülmeye devam ediyor. Televizyonu kapatıyorum.Yazıyı o kadar beğendim ki, hem alıntı yaptım, hem de üşenmeden yazdım. Oldukça hoşuma giden bir analiz. Fırat Budacı tarafından.